Page 37 - Menteşe Dergisi Sayı 8
P. 37
sında sabitledi. Havada uçuşan hafif önünde oyuncaklarıyla oyun oynu- yapacak, olmuyorsa üzerine düş-
müziğin tılsımına kaptırdı birden ve yorlardı adeta. meyeceğim. Fesatlık, kıskançlık,
topuklarıyla ritim tutmaya başladı. “Sonra büyüdük ve kirlendi Dünya. öfke, sinir ve umutsuzluk literatü-
Yaklaşan garsona pas geçip gitme- Tıpkı şiirdeki gibi” dedi. rümden kalkacak. Ufak şeylerden
sin diye işarette bulundu ve yanına “Dünya mı kirlendi, biz mi ?” diye mutlu olmayı tekrar öğreneceğim.
çağırdı. sormadan edemedi kadın. Sevgi, sadakat, saygı ve vicdan en
Beyaz şarap ve menüden seçtiği “Boş verelim şimdi bunları. Kirle- önemli hazinem olacak. Maddiya-
İspanyol usulü patatesin siparişini nen yeteri kadar kirlenmiş. Kirle- tın önemini bilecek ama bunu da
verdi. Acılı mı istersiniz? Sorusuna tenler düşünsün. Ben çok düşün- manevi yönümü güçlendirmeye
evet diye kafa salladı ve ritim tuta- düm ve işin içinden çıkamadım. adayacağım” diye artarda sıralama-
rak beklemeye başladı. Tek gözüyle Kaosa sürüklenmeye de niyetim ya başlayınca adam elinin üzerin-
de yan masadaki aynı menüyü yiyen yok. Karşıma aynı dili konuşabilece- den elini kaldırıp kadının dudağına
adama bakmadan da edemedi. Biraz ğim biri çıkmışken, ortak duygu ve usulca götürdü. Susmasını ister va-
şaşkın, biraz da heyecanlanmıştı. birikimlerimden bahsetmek isterim ziyette dudaklarını kapadı ve sade-
Birden gözleri doldu. Uzun za- açıkçası.” ce gözleriyle birbirlerine baktılar.
mandır bu duygudan mahrumdu. Kadın omuzlarını yine utangaç ko- Suskunluğun ve sessizliğin ardına
Manasını çözemedi. Neyin nesiydi numuna getirip, öne doğru kapadı. gizlenmiş çok şey vardı ama bunu
bu şimdi? Menü henüz gelmemişti. Aynı meslek dalında çalışıyor ol- ortaya çıkaracak cesaretleri yoktu.
Acılı patatesten henüz yememişti. manın verdiği korkutucu tesadüfle Cesaret kelimesini de rafa kaldıralı
Peki neden gözleri dolmuştu? Ba- biraz daha yaklaştılar birbirlerine. epey olmuştu. İki çocuk gibi ellerin-
kışları nedense yemek yiyen adama Birbirlerine yorgunluklarından, deki uçan balonları birbirine dola-
takılı kalmıştı ve kendisini bir türlü bezdiklerinden ve bezdirenlerden yıp gökyüzüne fırlattılar. Mutluluk
alamıyordu. Yabancıydı. Tanımıyor- bahsettiler. İçlerini kustular. Yapay ve özgürlük rüzgârlarının arasında
du. Ama bildikti. Damağında kek- yaşam modelleri içine sığdırdıkları kaybolan balonlara uzun süre aynı
remsi bir tat vardı. Sanki restoranda maddiyatın gücü karşısında mane- gözlerle baktılar. Kadın dolan gözle-
değil de başka bir mekânda sadece viyatlarının her geçen gün zayıfla- rini sildi. Garsonun müsaade isteyip
ikisi karşılıklı aynı masada oturmuş, dıklarından bahsettiler. Gözlerinin masaya yerleştirdiği beyaz şarap ve
sohbet ediyorlardı. Ortada duran eskisi gibi parlamadığından, bakış- İspanyol usulü makarnayı önün-
şamdanı yakmaya çalışan garsonu larındaki meraksızlık ve kifayetsiz- de görünce birden gerçeğe döndü.
engellemiş, cebinden çıkardığı çak- liğin bedenlerine verdiği ağırlıktan. Fonda hafif batı müziği çalmaya
mağıyla tek tek yakmıştı her birini. “Mutluluğu özledim” dedi kadın. devam ediyordu. Göz ucuyla süz-
Kadın elini masanın üzerinde du- Adam, sebebini sormadan anladığı- düğü yan masadaki aynı menüyü
ran çantasına götürüp, fermuarını nı belli eden bakışlarıyla kadına eli- yiyen adam çoktan kalkmış, yerine
açarken, adam sigarasını çıkartaca- ni uzattı. Ve “işte mutluluk burada” başka bir çift gelmiş yemek siparişi
ğını tahmin etmiş ve ondan önce dedi. “Tanımadığın bir elde gizli veriyordu. Bakışları bir süre daha
davranıp tek hamlede kadına ikram mutluluk” diye yineledi. Kadın göz- masada kaldı. Sonra acılı İspanyol
etmişti. Kadın şaşkın ve hoşnut göz- lerini hafif kısarak burnunu yukarı makarnasını yemeye başlayacaktı
lerle kabul etmişti. Sigaradan çıkan kaldırdı, omuzlarını tekrar geri atıp ki elinin halen daha sıcak olduğunu
dumanla yeni yanmaya başlayan elini masanın üzerine koydu. Adam fark etti, hafifçe gülümsedi.
mumların dumanları birbiri içine elini getirdi kadınınkinin üstüne
geçmiş, ses dalgaları dumanların koydu. Enerjinin gücü karşısında
arasında dolanmaya başlamıştı. damarlarındaki kan daha hızlı ak-
Müzik ne kadar güzel değil mi? diye maya, yüreği daha coşkulu atmaya
sordu adam. Kadın hafif utangaç başladı. Fondaki müziğin ritmi dahi
omuzlarını biraz geriye attı ve göv- hızlanmaya başladı. Birden gözü-
desini dik konuma getirdi. Evet diye nün önündeki perdeyi şamdandaki
başını salladı. mumlar yaktı ve etrafı daha net gör-
“ Evet, öğrenciyken az dinlemedim meye başladı. Birlikte çalan müziğe
bu tarzı”. eşlik etmeye başladılar.
Adam şaşkındı. “Ben de. Ben de “Yapmak istediklerimi ertelemeye-
çok dinlerdim. Eskiden ne çok din- ceğim bundan sonra ”diye çıkış yap-
lerdim”. diye çocuk edasıyla ve bü- tı kadın. Adam onaylar şekilde kafa
yük heyecanla yineledi. Masanın salladı.” “Hiç bir şeye gereğinden
iki ucuna iki çocuğu oturtmuşlardı fazla kafamı takmayacağım, oluru-
sanki. Bayram havasında cicilerini na bırakıp seyredeceğim. Dostluk
giymiş iki çocuk, ellerinde balonları ve arkadaşlık adına elimden geleni

